Gerçek rahatlama için beynin benlik algısı merkezinin çalışmayı bırakması gerekir. Yoga, Hipnoz ve Akupunktur beynin benlik algısı merkezini baskılayarak beden ve zihin için gerçek bir rahatlama ortamı sağladığı artık bilimsel bir gerçektir. Yat uzan şöyle biraz dinlen’ sözünü sıkça işitir ya da söyleriz ama gerçekten yatıp uzanıp dinleniyormuyuz? Yoksa bizden habersiz beyinde çalışan bir bölge mi var? 2005’li yıllardan sonra yapılan beyin araştırmaları, gözler kapalı yatar durumda dinlenirken beynin özel bir bölgesinin dinlenmeye geçmediği ve hala çalışmaya devam ettiğini ortaya çıkardı. Beynin orta ve arkaya yakın bölümünü kapsayan bu alanın beyne gelen glukozun da %30’unu kullandığı gösterildi. Beynin bu dinlendiğimizi sanırken bile çalışan moduna da ‘beynin rölanti’ modu adı verildi.
Peki neden beynin özel bir bölümü biz dinlenirken bile çalışmak zorundaydı. İleri tetkikler sonucunda beynin bu bölümünün benlik algısından sorumlu olduğu anlaşıldı. Yani gözlerimizi kapatıp yatağa uzandığımızda bile bizim dünyada yaşadığımızı ve bu maddesel evrende varolduğumuzu, o an yatakta uzanan bedenin bize ait olduğu farkındalığını bize yaşatan beynin bu bölgesine ait bir özellikti. Sonuçta hayattaki varlığımızla birlikte sorumluluklarımız da beynin bu bölümü tarafından bize yansıtılıyordu. Bu tam anlamıyla bir dinlenme sayılmazdı. Peki hangi durumlarda beyin bu rölanti modu adıyla tarif edilen durumdan kurtulup gerçekten rahatlıyordu. Genel anestezi altında yapılan beyin incelemeleri beynin benlik algısı bölümünün çalışmayı bıraktığını göstermişti ama peki günlük hayatta benlik duygusunu bize sürekli hatırlatan beynin rölanti modundan kurtulmak mümkün müydü?
Yogilerde, Hipnozda ve Akupunktur uygulamaları sırasında yapılan incelemeler
Yogilerde yapılan incelemelerin sonuçları gerçekten inanilmazdı. Yıllarca yoga yapan yogiler, yoga seansları sırasında benlik duygusu merkezini baskılıyorlardı yani beyin rölanti modundan sıyrılıyor ve gerçek bir rahatlama mümkün oluyordu. Yogilerden sonra Hipnoz altındaki kişilerde de beynin benlik duygusu merkezinin baskılandığı gösterildi. Bu iki çalışmanın ardından benim ve Phoenix Üniversitesinden Leslie Sherlin’le ortak yaptığımız beyin inceleme çalışması da akupunkturun rahatlama
amacıyla kullanılan bir noktasına iğne batırdığımda beynin rölanti modundan kurtulduğunu gösterdi ve bu çalışma ile 2009 yılında Japonya’dan uluslar arası bir kongreden de araştırma destek ödülü kazandık.
Beyin çok kompleks bir yapıya sahip olmakla birlikte aynı zamanda adaptif özelliği de çok güçlü olan bir organdır. Örneğin Tayland açıklarında yaşayan deniz çingenelerinde(sea gypsies) sürekli deniz üzerinde yaşayıp bütün gün serbest dalış yapmalarından dolayı, su altı görüş kabiliyeti karada yaşam süren insanlara göre kat kat fazladır.Burada bu adaptasyonu sağlayan sürekli egzersizdir. Taylandlı deniz çingeneleri için hergün dalış yapmak, suda görme kabiliyetinin artması için bir egzersizdir. Beyin için aynı durum, haftada 2-3 kez yapılan yoga, akupunktur gibi destek uygulamaları için de geçerlidir. Sık aralıklarla tekrarlanan yoga egzersizleri zaman içinde beynin benlik duyusu merkezini baskılamasını kolaylaştırarak zamanla daha kolay gerçek rahatlama için adapte olmasını sağlayacaktır.Yani yogayı düzenli ve sık aralıklarla yaptıkça beyin rahatlamayı daha da iyi öğrenecek ve zaman içinde rahatlamaya çok daha kolay geçecektir.
Bilinç dışı ortaya çıkan bu benlik algılaması çoğu zaman stres kaynaklarının başında gelmektedir. Bir koltuğa kendimizi attığımızda, ya da yatağa uzandığımızda hiçbirimiz bilinçli olarak yer-zaman-mekan ilişkimizi ve bunun sorumluluklarını düşünmeyiz ama beynin benlik merkezi bunu bizim isteğimiz olmadan yapar.Bize dünyada yaşadığımızı, yaşadığımız ülkeyi şehri, yattığımız yatağın bir evin içinde olduğunu, yatağın odadaki konumunu ve bizim yatağa göre konumumuzu gibi bir dolu bilgiyi benlik merkezini çalıştırarak korur. Bu materyalist dünyaya ait yer-zaman-mekan bilgileri zaman zaman da beraberinde dolaylı sorumluluk ve sıkıntılarında unutulmamasını sağlar. Bütün bunların sonucunda gerçek rahatlama benlik duygusundan sıyrıldığımız yer-zaman-mekan ilişkisinin beyinde isteğimiz dışında çalışarak korunduğu bölgeninin de çalışmayı bırakmasıyla mümkün olmaktadır. Ben duygusundan sıyrılındığında, benliğe ait herşey de unutulur, hastalıklar, borçlar, sosyal sorunların hepsi de o an için unutulur. Bu gerçek rahatlamanın anahtar noktasıdır.
3.Gözü Açmak
Çok ilginç bir şekilde temelde beyni benlik duyusundan kurtaran bu bölge Akupunktur ve Yoga gibi uygulamalar arasında da benzerlik göstermektedir. İki kaş arasında bulunan bölge akupunktur’da yintang noktası olarak bilinirken, yoga da aynı seviyedeki çakra agnya olarak bilinmektedir. Hipnoz uygulayan bazı hekimlerde hipnozu kolaylaştırmasından dolayı aynı noktaya parmakla bastırma tekniğini de uygulamaktadırlar.
Akupunktur’da yintang adıyla bilinen bu bölge hastalarının rahatlaması,stresli durumlarda sıkıntıyı giderme amaçlı kullanılmaktadır. Aynı seviyeye denk düşen Agnya Cakra, bazen 3.göz olarak da bilinir. Yoga’da Kundalini enerji akışının buradan geçmesi sayesinde düşünce dalgalarının uzadığı ve düşünceler arasındaki boşluğun genişlediği düşünülmektedir.Bu sayede düşüncesiz farkındalık seviyesine ulaşıldığı varlığın unutulduğu seviyeye yani 3.gözün açıldığı düzeye ulaşmak amaçlanır. Binlerce yıllık geçmişe sahip bu öğretilerin, bugün dünyanın en gelişmiş beyin inceleme teknikleri sonucunda bir bir doğrulanması adeta bilimsel bir arkeolojik bulgunun heyecanı olduğu kadar, hepimizin geçmiş öğretilere olan saygısını da gittikçe artıracağı kanısındayım.
Sağlıklı günler dileği ile..
Uzm.Dr.Yusuf Özgür Çakmak