Arama
akupunktur özgür çakmak blog
Altıncı His
Yazar : Yusuf Özgür Çakmak - Tarih : 28.8.2009

Chicago Üniversitesinde yurtta kalan ve düzenli adet gören bir grup kız öğrencinin yanına düzensiz adet gören yeni bir kız öğrenci gelir. Bu öğrencinin adetlerinin kısa süre içinde düzene girdiğinin görülmesi üzerine benzer uygulamalar tekrarlanır ve sonuç aynıdır. Düzenli adet gören kızların odasına gönderilen düzensiz adet gören öğrencilerin adetleri düzene girmektedir. Bu gözle görülemeyen ama varlığı kanıtlanan iletişim için araştırmalar başlatılır ve sonuçta kokusuz ama koku duyusu siniri aracılığı ile algılanabilen moleküller olan feromonların bu iletişimden sorumlu olduğu sonucuna ulaşılır. Koltukaltı ve kasık gibi bölgelerden salgılanan bu moleküller, kokusuz olmaları nedeniyle bizim farkındalığımız dışında buruna girmekte ve beyni uyarmaktadır. Bu sonuçların ardından yapılan ileri düzeyde araştırmalar bu molekülleri algılayan özel bir organın(Jacobsen organı ya da vomeronasal organ) burnumuzda varlığını kanıtlar. Bu organı oluşturan hücrelerin bir kısmının da yumurtalıkların uyarımından sorumlu beyin bölgesine göç ettiği tespit edilir. Bütün bu bulgular Chicago Üniversitesi yurdundaki olayları açıklığa kavuşturmuştur. Bu farkında olmadan algıladığımız duyuya ikincil koku duyusu ya da 6.his adı da verilir.

Özellikle hayvanlarda varlığı net olarak gösterilen 6.his yapılanması, 2000’li yıllardan sonra yapılan insan çalışmaları ile netlik kazanmıştır.Yapılan seri MR çekimleri ile insan burnundaki feroman algılayıcı Jocobsen organının 3 boyutlu şekli de oluşturulabilmiştir. Kadından kadına ulaşan feromon iletişimin yanı sıra erkekten kadına olan feromonal iletişim de mevcuttur.Bu iletişim özellikle yumurtlama açısından da önem taşımaktadır. Bu açıdan terlemeyi ve beraberindeki tüm feromon salgılarını da tamamen engelleyen koltuk altı sticklerinin kullanımı da ayrı bir tartışma konusudur.

6.his adı verilen ve bizden habersiz çalışan bu duyunun travmatik, nezle ya da ilaca bağlı nedenlerle hasar görmesi adet düzensizliği ile sonuçlanabilmektedir. Hormonal aksın bozulması yumurta çatlamasında sorunlar yaratabilmekte ve kısırlığa kadar uzanan bir döngüye yol açabilmektedir. Son senelerde yapılan çalışmalar Yoga nefes egzersizi ve akupunktur ile uyarılan iç organlardan beyne haber taşıyan ana sinir aracılığı ile koku sinirinin çalışmasının düzenlendiğini göstermiştir. Koku iletiminde yaşanabilen bozuklukların nefes egzersizi ve akupunktur gibi uygulamalardan fayda görmesi, bu uygulamaların doğurganlık üzerine olan pozitif etkilerini de açıklamaktadır.

Aşırı kilo alımı ya da kaybı da adet bozukluğu sebeplerinden bir tanesidir. Son senelerde yoga ve akupunktur gibi uygulamaların kilo bozukluklarına yönelik uygulanması kimi çevrelerde soru işaretleri uyandırırken, koku duyusu ve obezite ilişkisine de bir parantez açmakta fayda olduğu kanısındayım. Besinlerin tatları hep ön planda tutulurken, aslında beynimizi tatmin eden tat ötesi duyunun adı aromadır. Aroma, o besinin tat ve kokusunun birleşimine verilebilecek bir tanımlamadır. İnsanların, birçok besini göz ve burun delikleri kapalıyken sadece tadarak tanımlamakta güçlük çektiği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Aroma kavramı beyinde çok net hafızalanır ve bu aroma hafızası bir besinin kokusunu duyduğumuzda henüz tatmadığımız halde, tadını anımsamamızı sağlar.Bu beraberinde iştahı da körükleyebilir. Bu duyunun süreli aşırıya kaçması da obeziteye kadar uzanan bir süreci beraberinde getirebilir. Yoga ve akupunktur uygulamaları, koku sinirindeki iletimi düzenleyerek aşırı algının önüne geçerek sağlıklı beslenme düzenine uymaya çalışan bireylere yardımcı olmaktadır. 

Koku duyusu en temel duyudur. Doğada göremeyen bir çok organizma, sadece koku duyusu ile hayatı algılar ve biolojik dengesini kurabilir. Yaşamdaki dengenin oluşmasındaki temel unsur koku duyusunun sağlıklı çalışmasına bağlıdır. 6.His etkilerinin yanında kokudan kalbe uzanan bir yol da mevcuttur. Gül, lavanta gibi kokuların önce beyni ardından da kalp atımını rahatlattığı yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır. Aynı şekilde koku siniri çalışmasını dengeleyen yoga nefes egzersizleri ve akupunktur uygulamalarının da kalp atımını yavaşlattığı gösterilmiştir. Kalp atımındaki yavaşlama, beynin rahatladığının ve stresten arındığının bir göstergesidir. Bu rahatlama stres hormonun daha az salınacağı anlamına gelir ki bu da stres hormonunun uyardığı iştah artışının önüne geçileceği anlamına gelmektedir.

Yoga ve akupunktur gibi uygulamalarda hedef bir hastalık değil, tüm biyolojik sistemde dengeyi kurmaktır. Bu dengeleme fonksiyonu, koku duyusundan iştaha, beyinden kalbe ve yumurtalığa kadar uzanan bir döngüyü içine alacak şekilde etkili olmaktadır. Bu fayda için tek şart düzenli uygulamaların yapılmasıdır. Patrick Suskind’in ünlü Koku romanını bu bilgiler ışığında okursanız farklı bir bakış açısı keyfi yakalayacağınız sözünü verebilirim.

 
web tasarım
Powered By
Uzm.Dr.Yusuf Özgür ÇAKMAK
Copyright© Drcakmak.com. Tüm Hakları Sakldır.Yasal Uyarı.
Site Haritası