Hamilelik ve çocuk sahibi olmak kuşkusuz hayatta tadılabilecek mutlulukların başında gelmektedir. Hamilelik süreci ile birlikte bedendeki hormonlar da değişmeye başlayacaktır. Değişen hormonlar bedensel değişikler yaptığı gibi beyin kimyasında da önemli farklılıklar oluşturarak annenin bedenin yapısal ve ruhsal olarak gebelik sürecine adapte olmasına yardımcı olacaklardır.
Bu hormonal değişim sürecine bağlı olarak gebeliğin İlk 3 ayında bulantı en sık görülen şikayetler arasında yer almaktadır.Bazen bulantı şikayetleri aşırıya kaçmakta ve anne adayları için çekilmez bir hal alabilmektedir. Hiperemesis gravidarum adını alan ve genellikle 4 aylarda azalan bu bulantılar kimi gebelerde daha ileriki aylara da sarkabilmektedir. Bu bulantılar aynı zamanda hamilenin beslenmesini de zorlaştırdığından serumla beslenmeye kadar uzanabilen bir sürece sebep olabilmektedir. Halen Columbia üniversitesinde çalışan Dr.Rosen ve arkadaşları bulantı ve kusması olan 230 gebede yaptıkları akupunktur uygulamalarının bulantı ve kusmayı kestiğini, bunun da ötesinde hamilelerin bu sayede kilo almaya başladıklarını ortaya koymuşlardır. Akupunktur gebelerde doğru noktalardan uygulandığında yan etkisi olmayan ve bebeğe kimyasal bileşenin geçmediği etkili bir bulantı kesici uygulamadır. Benzer durumdaki bir hastamın düzelen sağlık durumuna ait habere bu linkten ulaşabilirsiniz. http://www.aksam.com.tr/2009/07/30/haber/saglik/351/kucuk_igneler_kusmayi_onledi__bebek_kurtuldu.html
Gebeliğin ilerleyen aylarında bebeğin de kilo almasıyla annede bel ağrıları oluşabilmektedir. Bu dönemde akupunktur ağrıya yönelik ve bebeğe zararı olmayan uygulama seçeneklerinin başında gelmektedir. Akupunktur bel ağrısına olduğu kadar hamilelik dönemindeki migren ağrıları için de etkin bir tedavi metodur.
Hamileliğin son aylarında bebek başı aşağı gelecek şekilde yavaş yavaş dönmeye başlar ve doğuma yakın başı rahim ağzına yönelik bir duruma gelir. Bebeğin bu dönüşü bazı gebeliklerde gerçekleşmeyebilir.Bu durumda doğuma yakın bebeğin kalça kısmı rahim ağzına yerleşir ve makat gelişi denilen durum oluşur.Bu durumda sezeryan doğum gerektirebilir. Son yapılan araştırmalar sezeryanla doğan çocuklarda akciğer sorunlarının yanında genetik bozulmalara kadar uzanbilen olumsuzluklardan bahsetmektedir. Akupunktur uygulamaları bebeğin başının rahme doğru yönelmesine yardımcı olmaktadır. İtalyan Modena üniversitesinde 240 kadında yapılan çalışma sonuçları düzenli akupunktur uygulanan kadınlarda fetüsün normal doğum için gereken baş gelişi oranlarının akupunktur yapılmayan gebelere göre daha fazla olduğunu göstermiştir.
Doğum sonrasında çocuklu hayata alışmak özellikle de çalışan anneler açısından sıkıntılı bir süreç olabilmektedir.Annenin bu sıkıntılı ve stresli döneminden etkilenen hormonları Annenin bebeği için kritik önem taşıyan süt miktarında azalmaya sebep olabilmektedir. Sıklıkla strese bağlı olarak azalan süt salgısı anneyi daha da strese sokmakta ve kısır bir döngüye girilmektedir.
Annenin stres hormonlarının baskıladığı süt salgısını düzenli yapılan akupunktur uygulamaları ile geri döndürebilmek mümkün olmaktadır.Bu kısır stress sürecinin kırılması ve Süt salgısının akupunktur uygulamaları sonrası artırılabildığı yapılan bilimsel çalışmalarca kanıtlanmıştır. Akupunktur uygulamalarının süt salgısını artırmanın yanında, bebeklerde görülen gaz ağrısı olarak bilinen infantil kolikte de etkili olduğu Karolinska ve Göteborg üniversitelerince yapılan çalışmalarca gösterilmiştir.
Sağlıklı Günler dileği ile... Uzm.Dr.Yusuf Özgür Çakmak