Doğada bir çok canlı uyumak zorundadır. Sürüngenler, kuşlar ve memelilerin hepsi balina da dahil olmak üzere uyurlar. Yunuslar üzerinde yapılan beyin dalgası ölçüm çalışmaları, uyku sırasında insanlara benzer dalgalar salgıladıklarını ortaya çıkarmıştır. Bazı hayvanlar insanlar gibi uzun süreli tek dönem uyumayı tercih etse de, örneğin köpekler kısa kısa çok dönemli uyumayı tercih ederler.
Uyku, insanoğlu için kaçınılmaz gereksinimlerden bir tanesidir. Gözlerin kapanmasını takiben yavaş yavaş çevresel sesli uyaranlara karşı algı kapanır, solunum yavaş ve ritmik bir hal alır ve kaslarımız gevşer. Bu safha, daha çok oturarak uyuklamaya başladığımızda başımızın yana ,öne doğru düşmesiyle kendini daha net gösterir. Yaklaşık 1, 2 saatte bir vücudumuzu çeviririz. Bu belli deri bölgelerinin bloke olan kan dolaşımını yeniden kazandırır. Bütün bu olanlara kalp ve beyin ‘de ritmlerini yavaşlatarak eşlik ederler. İnsan beyin dalgaları uyku sırasında uyanıklığın hızlı titreşimli alfa ve beta adı verilen dalgalarınından daha yavaş titreşimli olan delta ve teta dalgalarına geçiş yapar. Uykumuz derinleştikçe beyin dalgaları daha da yavaşlar. Delta dalgalı derin uykudaki bir insanın uyanması en zor dönemdir.
Bununla birlikte uyku sırasında bütün bu beyin dalgası yavaşlamasına ters düşen bir aktivite tüm uykumuz boyunca 3-5 kez oluşmaktadır. REM(Rapid Eye Movement) dönemi adı verilen bu dönemde beyin dalgaları birden hızlanmakta ve göz hareketleri oluşmaktadır. Aslında bu dönem uykunun rüya görülen dönemleridir ve her bir REM 5 ile 30 dakika arasında sürebilir. Uykunun REM dışında kalan diğer bölümlerine de NREM(NonREM) adı verilmektedir.Sağlıklı bir uyku her iki bölümü de içermelidir.
Uykusuz geçen bir gecenin ardından, vücut önce bunu bir tehdit unsuru olarak algılamakta ve adrenalin sentezleyerek bir miktar stres yanıtı uyanıklığı yaratsada kısa süre sonra beyin kendini gece eksik kalan dinlenme dönemine çekmektedir. Bu dönemlerde yavaşlayan beyin dalgaları beyni gün içinde küçük uykulara zorlamaktadır. Bu dönemlerde konsantrasyonunu kaybeden beyin iş hayatında ve belki de daha da önemlisi trafikte istenmeyen sonuçlarla karşılaşmamızı olası kılmaktadır.
Uyku sırasında bağışıklık sistemi haberleşici kimyasalları sentezlenmektedir. Bu nedenle iyi bir uyku başta kanser olmak üzere bir çok hastalıktan bizi uzak tutması açısından önemlidir. Çocuklar için önemli olan büyüme hormonu da yine uyku sırasında sentezlenmektedir. En önemlisi de uyku sırasında beyin hafıza mekanizmalarını devreye sokar ve bir yandan da metabolik anlamda kendini dinlendirmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar 3 hafta uyutulmayan metabolizması çok hızlı olan sıçanların öldüğünü göstermektedir.
Ne kadar uyumalıyım sorusunun cevabı ise yaşa göre değişmektedir. Yeni doğan bir bebek için 20 saat olan uyku süresi ilerleyen haftalarda 16-18 saate inmektedir. 3. ay’la birlikte bebeklerin ‘circadien ritm’ adı verilen bedenin gece gündüz algısı oturmaya başlar .4 yaşında 12 saate inen uyku süresi, 10 yaşında 10 ve yetişkin dönemde 6-8 saate kadar düşer. İleri yaşlarda bu süre daha da kısalmaktadır. Yapılan çalışmalar 6 saatten az uyuyan yetişkinlerde Parkinson hastalığı görülme sıklığının arttığını göstermektedir. Parkinson’un yanında az uykunun, Obezite(şişmanlık), Hipertansiyon, Kanser, kalp hastalıkları ve diyabet ile bağlantılı olduğu da kanıtlanmıştır. Bununla birlikte 4 saatten az ve 8 saatten fazla uyuyan kişilerin ortalama ömrünün daha kısa olduğu da yapılan çalışmalarca gösterilmiştir.
Düşünen bir beyin aktif olarak çalışır ve beyin dalgaları uykuya geçiş için gerekli olan yavaş dalgalara geçiş yapamaz. Modern hayatın getirdiği günlük stresler ve sorumluluklar çoğu zaman beyni çözüm için zorlamaktadır. Bu devam eden çözüm arayışları uykuya geçişleri engelleyebilmektedir. Uyku öncesinde beyni endişe, sıkıntı verici düşüncelerden arındırmak ciddi faydalar sağlamaktadır. Yarın yapmamız gereken işleri, onları nasıl çözeceğimizi, girilecek sınavı düşünmek yerine uyku öncesi beyni tamamen farklı bir konuya 20-30 dakikalığına konsantre etmek çoğu kez faydalı olabilmektedir. Bu rahatlama Yoga nefes egzersizleri ya da biofeedback adı verilen teknolojik nefes dü<enleme sistemi ile de yapılabilmektedir. Nefesin yavaşlamasına biolojik sistem çoğu kez beyin dalgalarını ve kalp atımını da yavaşlatarak yanıt vermektedir. Bu yavaşlama ile birlikte beyin uyanıklık dalgaları olan alfa ve beta’dan kurtulması mümkün olmaktadır.
Akupunktur, uyku için en önemli destek tedavilerindendir. Akupunktur'un uykunun en temel hormonu olan melatoninin gece boyunca salınımını artırdığı yapılan polisomnografik çalışmalarca gösterilmiştir. Bunun da ötesinde Akupunktur beyni sıkıntı, endişe veren düşüncelerden arınmasına yardım ettiği(anksiyolitik etki) Yale üniversitesince yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır. Sıkıntı ve endişe verici düşüncelerin yanı sıra, menopoz döneminde uykusuzluğun en önemli nedenlerinden bir tanesi de Sıcak basmalarıdır. Bu dönemde aşırı sıcak basmaları nedeniyle uykular sık sık bölünmektedir. Akupunktur uygulamalarının sıcak basmalarını engellediği Stanford üniversitesi başta olmak üzere bir çok merkezde yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır.
Lavanta, gül gibi çiçek kokularının kalp atımını yavaşlattığı ve bu sayede tüm vücutta rahatlama sağladığı birçok çalışma ile gösterilmiştir. Koku en eski duyuların başında gelmektedir. Görme yetisi olmayan ya da çok gelişmemiş canlıların bir çoğunda koku duyusu bulunmaktadır. Bir bebek, daha gözlerinin net açılamadığı dönemlerde anne kokusunu duyarak bile rahatlayabilmektedir. Aromaterapide de bu temel duyumuz hedef alınarak tüm vücudu rahatlatmaya yönelik uygulamalar yapılabilmektedir.
Bebeklerdeki Gaz sancısı olan Kolik yada infantil kolik dönemi, bebeklik döneminde hem bebek hem de aile açısından en zor dönemlerden bir tanesidir. Sürekli ağlamalar ile bölünen uykusuzluk dönemleri, bebeği olduğu kadar, doğum sonrası sıkıntılı bir dönem geçiren anneyi veya ertesi gün işe gitmesi gereken ebeveynleri gece boyu uykusuz bırakabilmektedir. Bu dönemde sunulan simeticone gibi uygulamaların plasebo(ilaç içermeyen tablet)’dan daha etkili olmadığı Danielsson B. ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalarca gösterilmiştir(Treatment of infantile colic with surface active substance(simethicone) Acta Pediatr Scan). Son yapılan çalışmalar, Akupunktur’un infantil kolik açısından sadece simeticone alan bebeklere göre çok daha etkili olduğunu göstermiştir. 1 ayın sonunda, akupunktur uygulanan bebeklerde çok daha iyi sonuçlar alınması üzerine sadece simeticone alan ailenin bebekleri de çalışma sonlandırılarak akupunktur uygulamasına dahil edilmişlerdir. Bu çalışma ile birlikte başta Avustralya olmak üzere bir çok ülkede senelerdir infantil kolik’e karşı kullanılan akupunkturun, kolik’e bağlı ağlama süresini, şiddetini ve sıklığını azalttığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
Sağlıksız bir uyku düzeni tüm biolojik sistemlerimizi olumsuz etkilediği gibi sosyal ilişkilerimizi de etkileyebilmektedir. Akupunktur başta olmak üzere diğer tüm tamamlayıcı tıp yaklaşımlarının tek yada multimodal adı verilen birlikte uygulamaları ile uyku bozukluklarında önemli düzelmeler sağlandığı yapılan çalışmalarca gösterilmiştir. Sağlıklı ve mutlu bir hayatın en temel gereksinimlerinden bir tanesi olan uyku'nun bedenimiz için önemini anlamalı ve hayat boyu ruhumuza eşlik eden bedenimizi ihtiyacı kadar uykuyla beslemeliyiz.
Sağlıklı günler dileği ile...
Uzm.Dr.Yusuf Özgür Çakmak