Akupunktur
Biofeedback
Guided Imagery
Neurofeedback

                                                                                                                                               

     Hayatın kuskusuz en önemli mucizelerinden bir tanesidir çocuk sahibi olmak. Hayat kendi doğallığı içerisinde gerekli tedbirlerini almış ve doğurganlığı mümkün olduğunca korumuştur. Kadınlar ve erkeklerde ikişer tane olan üreme hücresi üreten organlar, biri hasarlandığında diğeri ile doğurganlığı koruyabilmektedir. Bununla birlikte kadın ve erkek arasındaki temel fark bu üreme hücrelerinin sayısı ve olgunlaşma sürecidir. Erkeklerde sınırsız ve süregen bir üreme hücresi yani sperm üretimi mevcut iken, kadınların yumurtalıkları(overler) bir ömür boyu ortalama 400 tane yumurta olgunlaştırabilmektedir. Her adet döneminde 1 yumurta atıldığını düşündüğümüzde, senede 12 yumurtadan 33-34 senelik bir doğurganlık dönemi olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.16 yaşında ilk adetini gören bir kadın, (16+34=50) 50 yaş civarında doğurganlığını yitirecek ve menopoz dönemine girecektir. Bununla birlikte 10 yaşında ilk adetini gören bir kadın ise (10+34) 6 sene daha erken menopoza girecektir çünkü toplam yumurta sayısı ortalama 400'dür ve doğumdan sonra yumurta üretimi kadınlarda yoktur.

 Yanda: Ömür boyu sadece 400 adet olgunlaşabilen yumurta hücresi(ovum) ve üzerinde çok sayıda sperm

 

  

      Günümüz hayatının getirmiş olduğu sorumluklar, kariyer ve uzun süren eğitim hayatları sonrası eskiye göre daha geç evlenen bir nesil yaratmıştır. Bununla birlikte 30 yaşından itibaren başlayan yaşlanma süreci, haraketsiz hayat, hayatın stresleri ve düzensiz beslenme yumurtalık beslenmesini ve hormon dengelerini de bozmaktadır. Bu hormon dengesizlikleri yumurtanın olgunlaşmasını ya da çatlamasını engelleyebilmektedir. Bunun sonucunda da yumurtanın(ovum), yumurtalıktan(over) çıkmadığı adet dönemleri oluşmaktadır. 35 yaşın üzerinde bu bozulmalara sıklıkla üreme hücrelerindeki DNA bozuklukları da eşlik etmektedir. Bu bozulmalar da beraberinde ne yazık ki ya kısırlıkla sonuçlanmakta  ya da sağlığı bozuk bebeklere hayat vermektedir.

 

 

  Bütün bu hayat koşuşturması sonunda evlenip, nihayetinde bir çocuk sahibi olmak isteyen çiftler, bu olumsuz tablodan uzaklaşıp sağlıklı çocuklar dünyaya getirebilmesine imkan veren IVF teknolojisi ile isteklerine cevap bulabilmektedirler. Bununla birlikte IVF de mucizevi bir teknik değildir. Başarı oranları kısıtlıdır.

Bütün bu olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen kurumları bünyelerinde kurdukları tamamlayıcı tıp yaklaşımları sunan birimler ile IVF uygulamalarına destek yaklaşımlar sunmaktadırlar. Akupunktur ve Biofeedback de bu yaklaşımların en önemlileridir.

 

 

                                                                                                                                                                                              Akupunktur  Tüp bebek (IVF)  uygulamaları sürecinde anne adaylarına hangi alanlarda   destek olmaktadır?                                                                                                                                                                                             

 

   *  Stres hormonlarını azaltarak strese bağlı  hormon düzensizliklerinin giderilmesine yardımcı olur.


         Hayat koşuşturması, şehir-iş yaşamı ve doğal yolla çocuk sahibi olamamanın vermiş olduğu stres'e bir de IVF sürecinin stresi eklendiğinde hormon dengesi daha da bozulabilmekte, strese bağlı rahim kasılmaları ve beraberinde çok zahmetli bir sürecin sonunda düşükler gerçekleşebilmektedir. İlk denemelerinde başarısız olan IVF uygulamaları bireyler üzerinde stresi daha da artırmakta, zamanla kırılması güç bir stres-kısırlık(infertilite) döngüsü oluşmaktadır. Bir çok benzer çalışmanın ardından, Weil Cornell Tıp merkezinde yapılan bir araştırmada da stresin infertilitede belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışmanın sonuçları stresin infertilite'ye(kısırlık), infertilite'nin strese neden olduğu kısır döngüyü ortaya çıkartmıştır. Bu stresin yarattığı hormonal dengesizlik ve düzensizlik Yumurtalıklarla Beynin haberleşmesini bozmaktadır. Hipotalamus-Hipofiz-Over aksı denilen bu haberleşme ağının bozulması beyinden salgılanan yumurtalığı uyaran FSH, LH gibi hormonların düzeylerini bozarak, yumurtlamayı veya yumurtanın olgunlaşmasını engelleyebilmektedir. 

 

                         İNFERTİLİTE(KISIRLIK)- STRES, STRES-İNFERTİLİTE KISIR DÖNGÜSÜ
 

Bütün bu çalışmaların ardından Harvard Tıp fakültesinden Domar ve arkadaşları stresin azaltılması ile doğurganlığın artığını yaptıkları çalışma ile kanıtlamışlardır. Bununla birlikte yapılan çalışmalar Elektroakupunktur'un LH, FSH, Estrodiol ve prolaktin seviyelerini düzenleyerek Hipotalamus-Hipofiz-Over aksının düzgün çalışmasını sağladığı gösterilmiştir. Yale Üniversitesinin sıkıntı (anxiete) üzerine yapmış olduğu akupunktur çalışması ise akupunkturun sıkıntıyı gidererek rahatlamaya yardımcı olduğunu kanıtlamıştır.

 

 

 

   *  Endometrium (rahmin iç tabakası)'nın ve Yumurtalığın (over)'in kanlanmasını artırır.                                                 
     

    Rahim iç tabakası, döllenen yumurtanın daha fazla büyümek ve embryonu oluşturmak için yerleşeceği bölgedir. Bu bölgenin en önemli özelliği iyi kanlanmasıdır. Bu nedenle bu bölge dışına olan yerleşmeler, bu hücre topluluğu büyüdükçe onların ihtiyaç duyduğu kanlanmayı sağlayamadığından sıklıkla düşükle sonuçlanır. Rahim iç tabakası (Endometrium) da iyi kanlanamazsa ki yaşla birlikte damar sağlığı da bozulmaktadır, yeterli kanlanmayı sağlayamayabilmektedir. Elektroakupunktur çalışmaları sonucunda bu bölgeye kan taşıyan damarları sıkan sinirlerin gevşetildiği (simpatik inhibisyon)ve damar gevşetici nörotransmitter Nitrik Oksit (NO) salgılatıldığı ortaya çıkartılmıştır. Bu sayede elektroakupunktur seanslarından sonra dahi kalıcı bir şekilde artmış kan akımı sağlandığı Karolinska Enstitüsünde ve Marmara Üniversitesinde bizim 80 kişi üzerinde yaptığımız ve 'Fertility and Sterility' gibi önemli bilimsel dergilerde yayınlanan çalışmalarca gösterilmiştir. Over, Testis gibi üreme organlarına ve endometrium gibi yapışmada kritik rol oynayan bölgelerde kan akımını artırabilen akupunktur uygulamaları hamilelik şansını yukarılara taşımaktadır.

 


      

   *  Embryo transferi sonrası rahim(uterus) kasılmalarını azaltır.

      
    Transfer günü ister istemez bir stres oluşmaktadır. Bu stres de üreme organlarını etkileyebilmektedir. En  istenmeyen gelişmelerden bir tanesi de bunca zahmetten sonra rahime yerleştirilen embryonun rahim tarafından aşırı kasılmalarla düşürülmesidir. Japonya'da yapılan çalışmalar bel bölgesinden yapılan uyarımlarla rahim kasılmalarının önüne geçilebildiğini göstermiştir. Bununla birlikte stresin oluşmasını engelleyecek akupunktur uygulamalarının transfer gününden önce başlatılması, transfer gününe daha rahat gelinmesini sağlamaktadır.   Sadece Transfer günü yapılan tek seans akupunktur'un bile pozitif bir etkisi olduğu yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır.  


   *  Uyku düzenine yardım eder.


      Uyku hayatın en önemli dönemlerinden bir tanesidir. Hafıza, spesifik hormonal salınımlar, vücut saati gibi önemli mekanizmalar hep bu dönemde gerçekleşir. Düşünen ve aktif olan bir beyin, beyin dalgalarını yavaşlatıp uykuya geçmekte zorlanacaktır. Tüp bebek (IVF) uygulamaları sırasında, implantasyondan önce ve sonrasında bu sürece ilişkin stresler ve sorular düşünceleri yordukça uyumak zor bir hal alabilmektedir. Uyku düzenin bozulması metabolizmayı bozmakta, zamanla istemsiz sinir sistemi stres (savaş ya da kaç) yanıtını ortaya çıkartarak bu dönemde istenmeyen aşırı aktivasyonlar yaratabilmektedir. Akupunktur uygulamaları, endorfin, serotonin gibi rahatlatıcı hücresel habercileri düzenleyerek vücudu rahatlatmaktadır. Bunun da ötesinde uyku ile özdeşleşen Melatonin hormonun akupunktur ile salgılatıldığı yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır. Bütün bu pozitif etkileri ile Akupunktur, uykunun kaliteli ve düzenli olmasına yardım etmektedir.

 

 

        * Ovum(yumurta) ve Embryo sağlığını etkileyebilecek sigara gibi bağımlılıklardan kurtulmaya yardım eder.            

       Sigara, Alkol ve diğer bağımlılık maddeleri bizim organlarımıza zarar verdiği gibi, yeni şekillenen üreme hücrelerimiz olan yumurta(ovum) ve sperm'e de potansiyel zararlı maddeler içermektedir.


    Bu maddelere bağımlılık beyinde Amygdala, Nucleus Accumbens gibi bağımlılıkla özdeşleşmiş beyin merkezlerinin aktivasyonunu etkilemektedir. Yapılan çalışmalar, akupuntur'un Nucleus Accumbens ve Amygdala gibi merkezlerin çalışmasını yeniden düzenlediğini göstermiştir. Bütün bu özellikleri ile Akupunktur, bağımlılıklardan kurtulmaya yardımcı olmakta, bağımlı olunan madde bırakıldığında ortaya çıkan sinirlilik, baş ağrısı gibi yoksunluk sendromlarının çok daha hafif hissedilmesini sağlamaktadır.

 

 

   * IVF sırasındaki  migren ve gerilim tip başağrılarına  karşı ilaçsız etkili bir yaklaşım sağlar.  

    

TTüp bebek(IVF) uygulamaları beraberinde stres de getirdiğinden bu dönemde gerilim tipi baş ağrıları görülebilmektedir. Bununla birlikte IVF uygulamaları öncesinde migren tanısı konmuş hastalarda bu dönemde aktivasyonlar gözlenebilmektedir. Bütün bu ağrılara yönelik olarak akupunktur, oluşan yeni üreme hücrelerine, embryo'ya yönelik kimyasal artık üretmeyen etkili bir uygulamadır. Günümüze dek yapılan çalışmalar akupunktur'un migren dahil olmak üzere gerilim tipi baş ağrılarında etkili olduğunu kanıtlamıştır.

 

 

 

 

 

       Bütün bu olumlu etkileri nedeniyle akupunktur  Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen merkezlerinde infertilite(kısırlık) ve tüp bebek uygulamalarına destek olarak kullanılmaktadır. Hastalar San Francisco'nun en prestijli üniversitesinde IVF uygulamalarının stresli sürecinde sık sık tamamlayıcı tıp merkezini ziyaret etmektedirler. Ülkemizde bilimsel araştırmaların ışığında ve başta MD Anderson ve Stanford Üniversitesi  tamamlayıcı tıp merkezlerinde olmak üzere edindiğim uluslararası tecrübelerimi aynı kalite ve anlayışta  uygulamaktayım. Hayatın en anlamlı yolculuklarından bir tanesi olan annelik süreci öncesinde ve sonrasında tüm içtenliğimle size dünya standartlarında destek olmanın mutluluğu taşıyorum. 

 

En içten sevgilerimle,

Uzm.Dr.Yusuf Özgür ÇAKMAK  

 

 


Adet Ağrıları
Bağımlılık (Sigara,Alkol,Madde)
Bel-Boyun-Diz Ağrıları
Depresyon/Anksiyete
Dikkat Eksikliği
Fibromiyalji
Gebelik döneminde destek
Hafıza
Hipertansiyon
İnme Sonrası Destek
İrritabl Barsak Sendromu
Kalp Krizi Sonrası Destek
Kanser'de Destek
Kolesterol ve Kan Yağları
Kronik Prostatit
Kronik Yorgunluk Sendromu
Menopoz
Migren - Başağrısı
Obezite - Kilo sorunu
Panik Atak
Pediatrik Akupunktur
Polikistik Over
Sağlıklı Yaşlanma
Stres
Trigeminal Nevralji
Tüp Bebek-İVF
Ülseratif Kolit - Crohn
Uyku Bozuklukları
Yüz Felci
 
web tasarım
Powered By
Uzm.Dr.Yusuf Özgür ÇAKMAK
Copyright© Drcakmak.com. Tüm Hakları Sakldır.Yasal Uyarı.
Site Haritası